ama bir zamandır bu yaklaşımın olumsuz kısmı aklımda dolanıp duruo: Bir sorunun bitip de mutluluğun gelir gibi olduğu an, aklıma bir sonraki mutsuzluğun geleceği gelio ve bu tedirginlik yaratıo.
Yani ortada sürekli bir mutsuzluğu bekleyiş hali var.
Sanırım yanılgım mutluluk beklentimle alakalı.
hatalı olan, aktif mutluluğu (yeni bir beklentinin sonucu olarak ortaya çıkan mutluluğu) elde etmeye çalışmam. arzu edilene ulaştığımızda, arzu ettiğimiz şeyin, arzu edilmekten ne denli uzak olduğunun farkına varıp hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Örneğin ortaya koduğumuz bir ürün nedeniyle topladığımız takdirler bize aktif mutluluk verebilir. Ama bu mutluluğun hemen ardından bir düşüş evresi olacağı da kesin.
Her defasında bünyemiz daha yüksek doza ihtiyaç duyacak. Ve doz arttıkça ardından yaşanan hayal kırıklıkları da daha büyük olacak.
Bence asıl mutluluk, hiçbir şey yapmamak ve arzulamamaktan gelen pasif mutluluktur.
Yani, örneğin, deniz kenarındaki bir kafede sevdiğin bi kaç insanla, dinlediğin bir müzik hakkında konuşurkenki sıradanlığın verdiği rahatlık duygusu...
Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway kitabının en etkileyici kısımlarından biri Mrs. Dalloway'in Londra sokaklarında dolaşırken hissettiği coşkunluk duygusudur:
"For having lived in Westminster--how many years now? over twenty,--
one feels even in the midst of the traffic, or waking at night,
Clarissa was positive, a particular hush, or solemnity; an
indescribable pause; a suspense (but that might be her heart,
affected, they said, by influenza) before Big Ben strikes. There!
Out it boomed. First a warning, musical; then the hour,
irrevocable. The leaden circles dissolved in the air. Such fools
we are, she thought, crossing Victoria Street.
For Heaven only knows why one loves it so, how one sees it so, making it up,
building it round one, tumbling it, creating it every moment
afresh; but the veriest frumps, the most dejected of miseries
sitting on doorsteps (drink their downfall) do the same; can't be
dealt with, she felt positive, by Acts of Parliament for that very
reason: they love life. In people's eyes, in the swing, tramp, and
trudge; in the bellow and the uproar; the carriages, motor cars,
omnibuses, vans, sandwich men shuffling and swinging; brass bands;
barrel organs; in the triumph and the jingle and the strange high
singing of some aeroplane overhead was what she loved; life;
London; this moment of June."
![]()
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder