Tasarımı çok eğlenceli ve şık bir araç






















the doors'un şarkısının bu versiyonu muhteşem!!!
Her sey yerli yerinde; havuz basinda servi
Bir dolap gicirdiyor uzaklarda durmadan,
Esya aksetmis gibi tilsimli bir uykudan,
Sarmasiklar ve bocek sesleri sarmis evi
Her sey yerli yerinde; masa, surahi, bardak,
Serpilen aydinlikta dallarin arasindan
Buyulenmis bir ceylan gibi bakiyor zaman
Sessizlik dokuluyor bir yerde yaprak yaprak.
Biliyorum golgede senin uyudugunu
Bir deniz magarasi kadar kuytu ve serin
Hazlarin aleminde yumulmus kirpiklerin
Yuzunde bir tebessum bu agir ogle sonu.
Belki ruyalarindir bu taze acmis guller,
Bu yumusak aydinlik dallarin tepesinde,
Bitmeyen ask turkusu kumrularin sesinde,
Ruyasi omrumuzun cunku esyaya siner.
Her sey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gicirdiyor durmadan,
Bir seyler hatirliyor belki maceramizdan
Kuru guz yapraklari ucusuyor ruzgarda.
Rimbaud "H"
(Şu anda okuduğumda o kadar da heyecan verici bulmuyorum bu şiiri ama lise birde okuduğumda çok etkilenmiştim. O dönem belirsiz ve sürreal olanı çok fazla seviyordum. Lale Müldür'ü de aynı dönemde okumaya başladım)
Tüm korkunçluklar bozuyor. Hortense'ın o yıldırıcı davranılarını. Kendiliğinden bir sevdadır yalnızlığı; dipdiri bir sevidir yorgunluğu. Bir çocuk gözetiminde, nice nice çağlar ulusların yaman bir sağlıkbilgisi oldu o. Kapısı açık yoksulluğa. Orada, yaşayan kişilerin aktöresi, onun tutkusunda ya da eyleminde kaybolur gider. - Ey o korkunç ürpertisi ilk aşklann o kanlı toprakta, hem de hidrojenlerle pırıl pırıl! gidin, bulun Hortense'ı.


soldan sağa filmler: "For having lived in Westminster--how many years now? over twenty,--
one feels even in the midst of the traffic, or waking at night,
Clarissa was positive, a particular hush, or solemnity; an
indescribable pause; a suspense (but that might be her heart,
affected, they said, by influenza) before Big Ben strikes. There!
Out it boomed. First a warning, musical; then the hour,
irrevocable. The leaden circles dissolved in the air. Such fools
we are, she thought, crossing Victoria Street.
For Heaven only knows why one loves it so, how one sees it so, making it up,
building it round one, tumbling it, creating it every moment
afresh; but the veriest frumps, the most dejected of miseries
sitting on doorsteps (drink their downfall) do the same; can't be
dealt with, she felt positive, by Acts of Parliament for that very
reason: they love life. In people's eyes, in the swing, tramp, and
trudge; in the bellow and the uproar; the carriages, motor cars,
omnibuses, vans, sandwich men shuffling and swinging; brass bands;
barrel organs; in the triumph and the jingle and the strange high
singing of some aeroplane overhead was what she loved; life;
London; this moment of June."
Bu videoya bayılıyorum. içeriğinde bahsettiği konular ve bu konuları birbirine bilinç akışı tekniğiyle bağlaması... Çok eğlenceli ve zekice. ayrıca seslendirmesi ve grafikleri de çok başarılı.
Bu video hem düşünme hem de yazım tarzımı çok etkiledi. zaten blog'un adı olan "darenototbare" ifadesi de bu videodan geliyor.
bu videodaki grafikler http://thisisindexed.com/ sitesinin geliştirilmiş halleri