Spike Jonze'un Absolut Vodka ortaklığıyla çektiği yarım saatlik kısa filmi I'm Here insanın kalbini kıracak kadar güzel...
Being John Malkhovic, Adaptation, Jackass ve son olarak 2009'da, Where The Wild Things Are filmlerini yöneten Spike Jonze'un son çalışması Absolut Vodka ortaklığıyla ortaya çıkan yarım saatlik kısa metrajlı bir film olan "I'm Here".
Absolut, filmin İstanbul'daki gösterimini gayet yerinde bir kararla İstanbul Modern'de gerçekleştirdi... (Neyseki Taksim'deki berabat sinemalarda değil. Festivallerin örnek almalarını diliyorum)
Absolut, filmin İstanbul'daki gösterimini gayet yerinde bir kararla İstanbul Modern'de gerçekleştirdi... (Neyseki Taksim'deki berabat sinemalarda değil. Festivallerin örnek almalarını diliyorum)
Film, robotların -her ne kadar eski kuşak tarafından dışlansalar da- toplumsal yaşama iyiden iyiye entegre olduğu, birbirleriyle duygusal iletişim kurabildikleri bir çağda geçiyor. Asosyal erkek bir robot ile dişi cici bir robot birbirlerine aşık oluyorlar ve olaylar gelişiyor.
Ama olaylar, özellikle Amerikan sinemasında görmeye alışık olduğumuz gençlik filmlerindeki gibi parlak bir şekilde gelişmiyor. Her şey gittikçe daha trajikleşiyor ve coşkuyla başlayan aşk, bizim Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem hikayelerinden çok iyi bildiğimiz bir fedakarlık sınavına dönüşüyor.
Olayların sarpasarması ve gittikçe absürdleşmesi Spike Jonze'un diğer filmlerinden de alışık olduğumuz bir durum. Ve sponsorlukla gerçekleşmiş bu filmde de bu yaklaşımını bozmuyor.
Asıl takdire şayan olan Absolut markasının trajediye dönüşen olaylar zincirini sahipleniyor olması.
Reklamlarda (veya pazarlamanın herhangi bir aşamasında) her zaman, durum ne kadar boktan olursa olsun pozitif olanı vurgulayın diye bir yaklaşım vardır. Ama bu yaklaşım, sergilenen -pseudo- mükemmel hayatlar bu çağda artık iç bunaltıyor.
Hayır, sörf yapan süper vücutlu gençler ile avuç içi kadar bikinili kadınların yuvarlak hatları; geniş beyaz gülümsemeli bir kadın ile bronz tenli bir adamın seks sahneleri bizde herhangi bir bağ yaratmıyor. Onların gerçek olmadığını biliyoruz...
Filmde bahsi geçen aşkın saflığının da gerçek olmadığını biliyoruz. Ama aşkı yaşayanların robot olması...
I'm Here, süper teknolojik bir çağda geçmiyor. Günümüzün tıpatıp aynısı bir çağda, benzer bir hızdaki benzer yaşam tarzlarını tasvir ediyor. Ve bu nedenle, -Spike Jonze aslında neyi amaçlamış bilemiyorum ama- filmdeki robotlar bana topluma yabancılaşmış veya toplumda doğru bi şekilde sosyalleşememiş gençlerin alegorisi gibi geldi...
Dışarıdan bakınca duygusal olarak yabancılaşmış/robotlaşmış olarak algılanan bu kitle aslında içlerinde güçlü bir ateş taşıyor.
Bu üslup ve bu içerik aslında bir çağ dönüşümünü de imliyor. "Ask for more" dönemi artık sona erdi. Artık paylaşımın, sürdürülebilirliğin, elektronik dahi olsa organik ilişkilerin poh pohlandığı bir çağdayız.
Dışarıdan bakınca duygusal olarak yabancılaşmış/robotlaşmış olarak algılanan bu kitle aslında içlerinde güçlü bir ateş taşıyor.
Film, bu genç kitle adına, onların, 'aşk' gibi yabancılaşma duygusuyla özdeşleştirilemeyecek incelikli duygularla dolu olduğunu ve bu duyguları 'paylaşmaya' nasıl da hazır olduklarını sakin bir şekilde anlatıyor.
Bu üslup ve bu içerik aslında bir çağ dönüşümünü de imliyor. "Ask for more" dönemi artık sona erdi. Artık paylaşımın, sürdürülebilirliğin, elektronik dahi olsa organik ilişkilerin poh pohlandığı bir çağdayız.
![]()
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder